Bitkilerin en iyi şekilde büyümeleri, gelişmeleri ve üretim yapmaları için belirli elementlere veya bileşiklere sahip olmaları gerekir. Bitkiler tüm biyokimyasal ihtiyaçlarını karşılamak için ışığa, suya ve yaklaşık 20 elemente ihtiyaç duyar. Bu 20 elemente temel besinler denir. Bir element, bir bitki onsuz yaşam döngüsünü tamamlayamazsa, başka hiçbir element aynı işlevi yerine getiremiyorsa ve beslenmede doğrudan yer alıyorsa temel besindir. Temel bir besin maddesinden yoksun olan bir bitki yaşam döngüsünü tamamlayamaz. Bu durumda tohum çimlenmeyebilir; bitki kökleri, gövdeleri, yaprakları veya çiçekleri düzgün bir şekilde gelişmeyebilir veya yeni bitkiler oluşturmak için tohum üretilemeyebilir. Genellikle bitkinin kendisi ölür.
Temel bitki besin maddeleri makro besinler ve mikro besinler olmak üzere iki kategoriye ayrılır. Bitkinin büyük miktarlarda ihtiyaç duyduğu temel bir besine veya elemente makro besinler denir. Makro besinler kendi içinde birincil ve ikincil makro besinler olarak gruplanır.
- 1. Birincil Makro Besinler
- 2. İkincil Makro Besinler
- 3. Mikro besinler
- 4. Makro Besinler (NPK)
- 5. Bitkiler Besinlerini Nasıl Alır?
- 6. Bitkilerde Besin Eksikliğinin Sonuçları
- 7. Bitkilerde Besin Fazlalığının Sonuçları
- 8. Topraktaki Mevcut Besin Seviyeleri Nasıl Belirlenir?
- 9. Besin Eksiklikleri Nasıl Düzeltilebilir?
- 10. NPK Gübreleri
- 11. Azotlu Gübreler ve Gübre Üretimi
Birincil Makro Besinler
Birincil makro besinler genellikle en fazla miktarda ihtiyaç duyulanlardır. Bunlar karbon, azot, hidrojen, oksijen, potasyum ve fosfordur. En çok kullanılan üç besin maddesi satın alınmaz veya uygulanmaz. Bu üç besin maddesi karbon, hidrojen ve oksijendir, bitkilerin etrafında doğal olarak bulunan hava ve sudan gelir. Karbon (C), karbonhidratlar, proteinler, nükleik asitler ve diğer birçok bileşiğin oluşumu için gereklidir; bu nedenle tüm makro moleküllerde bulunur. Ortalama olarak, bir hücrenin kuru ağırlığı (su hariç) %50’si karbondur ve bu da onu bitki biyomoleküllerinin önemli bir parçası yapar. Hidrojen ve oksijen birçok organik bileşiğin bir parçası olan ve aynı zamanda su oluşturan makro besinlerdir. Oksijen, hücrelerin solunumu yani enerjinin ATP şeklinde depolanmasını sağlamak için gereklidir.
İkincil Makro Besinler
İkincil makro besinler, genellikle birincil temel besinlere kıyasla orta miktarda ihtiyaç duyulanlardır. İkincil besinler kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve kimyasal sembolü S olan kükürttür.
Mikro besinler
Bitkilerin çok az miktarlarda ihtiyaç duyduğu besinlere mikro besin denir. Temel besin maddelerinin yaklaşık yarısı mikro besinlerdir. Mikro veya eser besinler büyüme veya metabolizma için çok küçük miktarlarda bile olsa gereklidir. Bor, klor, bakır, demir, manganez, molibden ve çinko mikro besinlerdir. Çok az bitkinin beş besine (kobalt, nikel, silisyum, sodyum ve vanadyum) daha ihtiyacı vardır. Kobalt, silisyum ve vanadyumun yalnızca birkaç bitki için temel olduğu kanıtlanmıştır.
İkincil makro besinlerle birlikte mikro besinlere daha detaylı olarak bir sonraki makalede yer verilecektir.
Bu makalede, geniş tarlalardaki veya küçük ölçekli çiftliklerdeki bitkilerin ihtiyaç duyduğu 3 birincil makro besine ve bunları almalarını sağlamak için gereken bilgilere yer verilmiştir.
Makro Besinler (NPK)
Bitki büyümesi için elzem olan 3 birincil makro besin azot (N), fosfor (P) ve potasyumdur (K), bunlar genellikle NPK olarak kısaltılır. Bu önemli elementler bitki beslenmesinin yapı taşlarıdır ve vejetatif (çimlenme ile çiçeklenme arasındaki büyüme periyodu) ve çiçeklenme büyüme dönemleri boyunca bir bitkinin beslenmesinin önemli bir parçasıdır.
Azot (N)
Azot (veya nitrojen), bitkiler için çeşitli önemli büyüme süreçlerinde merkezi bir rol oynar. Yaprak büyümesi ve fotosentezden sorumlu pigment olan klorofilin önemli bir bileşenidir ve protein sentezlemek için kritik öneme sahiptir. Bu proteinler yapraklar, gövdeler ve kökler dahil olmak üzere bitki dokularının gelişmesinde etkilidir. Güçlü vejetatif büyümeyi teşvik eder, koyu yeşil yaprakları, hastalıklar ve zararlılar gibi olumsuz koşullara karşı direnci destekler. Azot ayrıca amino asitlerin, enzimlerin, nükleik asitlerin, dolayısıyla bitki DNA’sının bir parçasıdır, bazı vitaminlerin sentezinde de kullanılır. Azot olmadan bitkiler yavaş büyür ve sarı veya soluk yeşil renkte küçük, bodur ve deforme olmuş yapraklar geliştirir. Kimyasal olarak azot çok hareketli bir besindir.
Fosfor (P)
Başka bir makro besin olan fosfor (P), nükleik asitleri ve fosfolipitleri sentezlemek için gereklidir. Bitki içinde enerji transferi için çok önemli olan fosfor, kök gelişimini, çiçeklenmeyi ve meyve üretimini destekler, bitkileri kışa daha dayanıklı hale getirir. Bitkinin genel sağlığını ve sağlıklı doku gelişimini destekleyen fosfor, özellikle köklenme sürecindeki genç bitkiler için önemlidir, ayrıca tohumların gelişimine de yardımcı olur. Fotosentez ve solunum dahil olmak üzere çeşitli biyokimyasal süreçleri besleyen ATP’nin (adenozin trifosfat) temel bir bileşenidir. Yeterli fosfora sahip bitkiler güçlü ve üretkendir, bu da daha fazla çiçek, sebze veya meyve oluşmasına neden olur.
Fosfor, toprakta yönetilmesi zor bir besin maddesi olabilir. İlk olarak, çoğu toprakta toplam fosfor arzı genellikle yavaştır ve mevcut olsa bile, ona ihtiyaç duyan bitkiler için fosforun kullanılabilirliği sınırlı olabilir. Asidik topraklara sahip bölgelerde, fosforu çok yavaş kullanılabilir hale getiren kimyasal bileşiklerin oluşması nedeniyle fosfor kullanılabilirliği daha da düşük olabilir. Fosfor toprakta oldukça hareketsizdir; azot gibi toprakta hareket etmez. Fosforun biriktiği toprağın üst katmanı göllere ve akarsulara akarsa bu gerçek bir sorun olabilir. Fosfor birikimi fazla olan topraklar için basit bir çözüm yoktur. İlk adım, fosfor içeren yeni gübrelerin ortadan kaldırılmasıdır. Bu, kompost ve gübre gibi organik maddelerin ortadan kaldırılmasını da içerir. Fosfor içeren gübrelerin ve toprak ıslahının ortadan kaldırılmasının bir süre daha devam etmesi gerekebilir.

Potasyum (K)
Potasyum periyodik tabloda K harfiyle temsil edilir. Stomaların açılıp kapanmasını düzenlemedeki rolü nedeniyle önemlidir. Stomalar gaz değişimi için açıklıklar olarak sağlıklı bir su dengesinin korunmasına yardımcı olur; bir potasyum iyon pompası bu süreci destekler. Bitki metabolizması için çok önemli olan potasyum, su kaybının düzenlenmesinin yanı sıra şiddetli soğuk veya aşırı kuru hava gibi streslere uyum sağlamak için gereklidir. Potasyum, güçlü köklere ve bitki gücüne katkıda bulunarak bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirir ve zararlılara, hastalıklara karşı toleransı güçlendirir. Bunları fotosentez ve protein sentezinde yer alan enzimleri aktive ederek yapar. Potasyum şeker, nişasta ve diğer karbonhidratların translokasyonuna (yer değiştirmesine, taşınmasına) da yardımcı olur. Potasyum toprakta bir miktar hareketlidir ve azotun kararsızlığı ile fosforun hareketsizliği arasında bir yerdedir.
Bitkiler Besinlerini Nasıl Alır?
Bitkiler, temel besin maddelerinin neredeyse tamamını topraktan kökleri ve emilme yüzeyini artıran emici tüyleri aracılığıyla alırlar. Toprak, çoğu bitki için birincil besin kaynağıdır ve bu besinlerin bulunabilirliği toprak pH’ı, organik madde içeriği, toprak dokusu gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bir besin çözeltisinin veya maddesinin hidrojen potansiyeli veya pH, herhangi bir maddedeki asitlik veya bazlık derecesinin 0 ile14 arasında bir ölçekte ölçümüdür; 7 nötrdür. Bahçecilik alanında pH, kök bölgesindeki besin maddelerinin emilimini belirleyen ana faktördür ve dolayısıyla, bitkinin ortamının ve besin çözeltisinin pH’ına bağlı olarak, bitkiler belirli bir elementi daha fazla veya daha az alabilir. Bitkiler için besin maddesi alımının optimum noktası 6,0 – 6,5 arasıdır. Bu seviyede, bitkiler azot, fosfor ve potasyum gibi temel makro elementleri alma yeteneğine sahiptir. Ayrıca, yeterli bir pH aralığında, bitkiler yaygın eksikliklerin giderilmesine yardımcı olan ve yeni büyümenin daha hızlı ve sağlıklı gelişmesine yol açan bol miktarda mikro besin kaynağına erişebilir.
Bitkilerin gelişmeleri için ihtiyaç duydukları besin maddelerine erişebilmelerini sağlamak için organik madde açısından zengin, sağlıklı toprağı korumak önemlidir. Besinler iyon formunda (pozitif yüklü veya negatif yüklü iyonlar) emilir ve alımı aktif taşıma ve difüzyonla kolaylaştırılır. Bu nedenle bir bitki tarafından kullanılabilmesi için, temel bir besin maddesinin temel formuna, iyonlarına parçalanması gerekir. Bir bitki, gübre veya ölü yapraklar gibi organik bileşikleri, elementel veya iyonik formlarına parçalanana kadar kullanamaz. Toprakta yaşayan iki tür organizma, köklerin besinleri almasına yardımcı olur. Bunlar mikroorganizmalar ve mantarlardır. Mikroorganizmalar veya mikroplar, mineralizasyon adı verilen bir işlemde organik bileşikleri inorganik bileşiklere parçalar. Mantarlar bitkinin besinlere erişimini artırır ve genel sağlıklarını iyileştir. Mikorizal mantarlar bitki kökleriyle simbiyotik ilişkiler kurar, toprak-kök temasını artırarak özellikle fosfor olmak üzere besin alımına yardımcı olur.
Bitkiler toprağa ek olarak havadan ve sudan da besin alırlar. Karbondioksit (CO2) stoma (gözenek) adı verilen yapraklardaki küçük açıklıklardan emilir ve alınan karbon fotosentezde kullanılır. Su da bitki büyümesi için esastır ve besinleri topraktan bitkinin hücrelerine taşır.
Bitkilerde Besin Eksikliğinin Sonuçları
Tıpkı insanların gelişmek için dengeli bir diyete ihtiyaç duyması gibi, bitkilerin de optimum büyüme, gelişme ve verim için bir dizi temel besin maddesine ihtiyacı vardır. Bu besinler, kök gelişiminden çiçeklenmeye ve meyve üretimine kadar çeşitli fizyolojik süreçler için kritik öneme sahiptir. Bitki büyümesi, en az bulunan veya kıt olan besin maddesiyle sınırlıdır. Bu, Liebig yasası veya minimum kuralı (en aza bağlı olma, en az olan besinle sınırlanma) olarak bilinir.
Besin eksikliği veya yetersiz besin kaynağı genellikle zayıf bitki sağlığına ve düşük verime yol açar. Bitkilerdeki besin eksiklikleri, büyümelerini ve gelişmelerini engelleyen çok sayıda soruna yol açabilir. Bitkiler temel besin maddelerinden yoksun olduklarında sıklıkla büyümenin durması, yavaş büyüme, kloroz (klorofil kaybı veya yokluğu nedeniyle bitki dokusunun sararması) gibi çeşitli görünür belirtiler gösterirler.
Azot eksikliği bitki sağlığını ve büyümesini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu eksikliğin belirtileri genellikle daha yaşlı yapraklarda daha fazla belirgindir, çünkü azot bitki içinde hareketli bir besindir. Bu yaşlı yapraklar, bitki sınırlı azot tedarikini yeni büyümeyi desteklemek için aktardığı için sarıya veya açık yeşile dönebilir. Diğer belirtiler arasında bodur büyüme, zayıf gövde gelişimi ve canlılıkta ve verimde genel bir azalma bulunur. Azot eksikliği olan bitkiler fotosentezi etkili bir şekilde gerçekleştirmekte zorlanır, bu da enerji üretiminin azalmasına ve sınırlı büyüme ve gelişmeye yol açar.
Fosfor eksikliği, bitkinin yavaş büyümesine, bodurluğa, renk bozulmasına ve kavrulmuş, yanık bir görünüme sahip, bodur, şekilsiz yapraklara neden olur, zayıf kök sistemlerine yol açar.
Potasyum eksikliği olan bitkilerde herhangi bir belirti fark edilmeden önce verimde azalma görülür. Potasyum eksikliği genellikle yaprak kenarlarının kahverengileşmesine ve kıvrılmasına neden olur. Eksiklik, en çok bitkinin alt ve orta yapraklarında belirgindir.
Bitkilerde Besin Fazlalığının Sonuçları
Temel bitki besin maddelerinin eksikliği kadar fazlalığı da zararlı olabilir. Aşırı gübreleme besin toksisitesine yol açabilir, su ve besin maddelerini etkili bir şekilde emme yeteneklerini azaltabilir. Bu durum genellikle yanmış veya kavrulmuş yapraklar, bodur büyüme veya bitki ölümü olarak ortaya çıkar. Örneğin, çok fazla azot bitkinin daha fazla yaprak ancak daha az meyve üretmesine veya hiç meyve üretmemesine neden olabilir. Yapraklarda sararmaya veya kahverengileşmeye de neden olabilir. Çok fazla azot, henüz iyi köklenmemiş genç bitkiler için özellikle tehlikelidir. Topraktaki aşırı fosfor, demir ve çinkoya kimyasal olarak bağlanarak hayat önem taşıyan mikro besinleri ihtiyaç duyan bitkilerden uzak tutar. Fosfor fazlalığı çok fazla inorganik veya ticari gübreden kaynaklanabilir. Fazla potasyum, bitkilere hemen veya hızla zarar vermese de, sonunda genel bitki beslenmesi üzerinde dolaylı, ciddi etkilere sahip olur. Azot ve kalsiyum eksikliğine de yol açması muhtemeldir, bu nedenle yaprak dokularının damarlar arasında sararması ve kahverengi lekeler gibi semptomlara dikkat edilmelidir. Fazla potasyum, bitkinin magnezyum, demir ve çinko gibi diğer mineral besinleri almasını da önleyerek genel bitki beslenmesini etkiler. Aşırı potasyumun neden olduğu genel besin dengesizlikleri bitki büyümesini (özellikle gövdelerde ve köklerde) ve meyve verimini sınırlar. Aşırı potasyum ilk önce en olgun dokuları etkiler. Topraktaki potasyumu azaltmak için yalnızca düşük numaralı veya K (potasyum) içeriği sıfır olan ürünler kullanılmalı veya gübre verilmemelidir. Toprak potasyumunun düşürülmesi aynı zamanda aşırı fosforun su yollarına akmasını önleyebilir.

Topraktaki Mevcut Besin Seviyeleri Nasıl Belirlenir?
Bitki besin eksikliklerini belirlemek ve düzeltmek ayrıntılı bir süreç olabilir. Bu sorunlar birkaç aşamada etkili bir şekilde teşhis edilebilir ve ele alınabilir.
Bitki Belirtilerinin Gözlenmesi: Besin eksikliklerinin yaygın belirtileri aranır. Sararan yapraklar, yaprak uçlarında, yaprak kenarlarında veya yaprakların içinde ölü doku, bodur büyüme ve zayıf gövde gelişimi genel göstergelerdir.
Besinin Rolünün Göz Önünde Bulundurulması: Farklı besin maddelerinin rolünü anlamak tanıya yardımcı olabilir.
Toprak Analizi: Toprağın tam besin bileşimini belirlemek için bir toprak analizi yapılmalıdır. Bu adım, hangi besinlerin eksik olduğu konusunda somut veriler sağladığı ve doğru düzeltmeler yapılmasına rehberlik ettiği için çok önemlidir. Özellikle ekimden önce ve büyüme mevsimi boyunca düzenli aralıklarla yapılan düzenli toprak analizi, zamandan ve kaynaklardan tasarruf sağlayan, bitkilerin sağlığını ve canlılığını garanti eden proaktif bir yaklaşımdır.
Gübrelemenin Ayarlanması: Toprak analizi sonuçlarına göre gübreleme uygulamaları ayarlanmalıdır. Mikro besin eksiklikleri için eksik besin maddelerini hedefleyen belirli gübreler uygulanmalıdır. Fosfor yönetimi için fosforlu gübre güçlendirici kullanımı gerekir. Azot ve potasyum eksikliğinin yönetimi için de bunları içeren gübreler kullanılmalıdır.
Bitki Tepkisinin İzlenmesi: Gerekli düzeltmeler uygulandıktan sonra, bitkilerin nasıl tepki verdiğini görmek için sonraki haftalarda bitkiler izlenmelidir. Renk, büyüme ve genel sağlıktaki iyileşmeler başarılı bir düzeltmenin göstergesidir.
Gelecekteki Eksikliklerin Önlenmesi: Gelecekteki besin eksikliklerini önlemek için düzenli toprak analizi ve dengeli gübreleme uygulamaları yapılmalıdır.
Uzman Bitki Besin Tavsiyesi Alınması: Sorunlar devam ederse, yerel bir tarımsal yayım ve danışmanlık ofisinden veya bir bitki uzmanından tavsiye almak çok yararlı olabilir.

Besin Eksiklikleri Nasıl Düzeltilebilir?
Uygun toprak yönetimiyle birlikte bitkilerin ihtiyaç duydukları besin maddelerini almasını sağlamak için atılabilecek bazı adımlar vardır. Toprağa kompost veya diğer organik katkı maddeleri eklemek toprak sağlığını ve verimliliğini artırmaya yardımcı olabilir. Makro besinlerin ve mikro besinlerin uygun karışımını içeren dengeli bir gübre kullanmak, bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini almasını sağlamaya yardımcı olabilir. Örneğin, bitkilerdeki azot eksikliğini düzeltmek, azotlu gübrelerin dikkatli bir şekilde yönetilmesini ve uygulanmasını içerir. Üre, amonyum nitrat ve amonyum sülfat gibi her biri kendi uygulama yöntemleri ve etkinliğine sahip çeşitli azotlu gübreler ve güçlendiriciler mevcuttur. Bunlar hem granül hem de sıvı formlarda gelir. Kan unu veya kompost gübre gibi organik seçenekler de etkilidir ve azot sağlamanın yanı sıra toprak sağlığını da iyileştirebilir. Ancak, azotlu gübre uygulamasını doğru şekilde yönetmek çok önemlidir. Aşırı uygulama, yakındaki su ekosistemlerine zarar verebilecek azot akışına yol açabilir. Ayrıca, doğru miktarda gübre uygulamak için bitkinin büyüme aşamasını ve genellikle toprak analizleriyle belirlenen mevcut toprak azot seviyelerini dikkate almak da önemlidir. Aşırı besin seviyeleri besin dengesizliklerine, bitki köklerinde zarara ve çevre kirliliğine yol açabilir. Önerilen uygulama oranlarını ve programlarını takip etmek önemlidir. Düzenli izleme ve toprak analizi, zamanında ve uygun azot uygulamalarına rehberlik ederek bitkilerin büyüme ihtiyaçları için en uygun miktarı almasını sağlayabilir.
Sonuç olarak, bitkiler için doğru beslenmeyi anlamak her bahçıvan veya çiftçi için çok önemlidir. Bitkilerin besin ihtiyaçlarına dikkat edilerek ve dengesizlikleri giderecek adımlar atılarak sağlıklı, canlı bitkiler ve bol verim elde edilir.
NPK Gübreleri
Bitki büyümesi için gerekli olduğu bilinen temel kimyasal elementlerin (bitki besinleri) hepsi organik veya ticari inorganik gübrelerle sağlanabilir. Uygun gübreleme, bitkilerin besin gereksinimlerini anlamak, toprak analizleri yapmak ve gübre etiketindeki uygulama yönergelerini takip etmek anlamına gelir. Doğru besinleri doğru miktarda ve doğru zamanda uygulamak önemlidir.
Çoğu gübre torbası, azot (N), fosfor (P) ve potasyumu (K) veya kısaca NPK’yi temsil eden üç sayı ile işaretlenir. Bu sayılar azotun (N), kullanılabilir fosfatın (fosfor pentaoksit: P2O5 olarak) ve çözünebilir potasın (potasyum oksit: K2O olarak) ağırlıkça yüzdesini belirtir. Örneğin, 10-10-10 etiketli 100 kiloluk bir gübre varsa, bu gübre yüzde 10 oranında N, yüzde 10 oranında P2O5 ve yüzde 10 oranında K2O içerir. Sayılar ne kadar yüksek olursa, gübredeki besin o kadar yoğun olur. Örneğin gübre üzerinde 20-5-5 olarak sıralanan rakamlar azotun fosfor ve potasyumdan dört kat daha fazla olduğunu gösterir. 20-20-20’lik bir gübre, 10-10-10’dan iki kat daha fazla besin konsantrasyonuna sahiptir. Yalnızca 1 makro besin maddesi içeren gübrenin diğer değerleri “0” olacaktır. Mesela, bir gübre torbasının üzerinde “10-0-0 “ rakamlarının bulunması onun sadece azot (nitrojen) içerdiğini belirtir.
Yapraklı sebzeler yetiştiriliyorsa, yapraklı büyümeyi teşvik etmek için daha yüksek azot seviyesine sahip bir gübre uygulamak istenebilir. Çiçek yetiştiriliyorsa, daha fazla çiçeklenmeyi teşvik etmek için daha yüksek fosfor seviyesine sahip bir gübre uygulamak gerekebilir. Yetiştirilecek bitkilerin farklı ihtiyaçları olduğu için mısır, fasulye, muz, soğan, meyve ağaçları, sarımsak ve nohut yetiştirmede kaliteyi sağlamak için 20-20-20, incir, zeytin, patates, şeker pancarı ve ayçiçeği için 15-15-15 NPK gübreleri kullanılabilir. Çay, çim ve patates yetiştiriciliği için 25-5-10 veya fosfora ve potasyuma ihtiyacı olan topraklar için 10-20-20 gibi değişik oranlarda NPK içeren gübreler üretilmiştir. Toprak analizlerinde potasyumun yeterli, azotun ve fosforun yetersiz görüldüğü durumlarda tercih edilecek 20-20-0 oranında hazırlanmış gübreler de mevcuttur.
Bitkiler için doğru gübreyi seçmek, başarılı bir hasadı etkileyen diğer faktörler kadar önemli olabilir. Ancak, bir girdi olarak yüksek kaliteli bir gübre seçmek her zaman bol ve kaliteli bir sonucu garanti etmez. Ayrıca, organik veya inorganik herhangi bir gübreyi serpmeden veya dağıtmadan önce sorunların diğer olası nedenleri kontrol edilmelidir. Hastalıklar, böcekler, herbisitler, toprağın sıkışması ve toprağın nem seviyesindeki büyük değişiklikler benzer belirtilere neden olabilir.

Azotlu Gübreler ve Gübre Üretimi
Elementel azot (nitrojen), çoğunlukla renksiz, kokusuz, tatsız ve Dünya atmosferinin hacminin yaklaşık %78’ini oluşturan inert bir gazdır. Yine de bu, toprakta genellikle eksik olan bir besindir. Azot serbest olmak ve tabii ki bir gaz olmak ister fakat üreticiler sadece bitkinin emebileceği bir formda toprakta kalmasını ister. Atmosferdeki azot gazı, tüm ticari azotlu gübrelerin başlangıç malzemesidir. Azot, büyük basınç ve ısı altında hidrojenle reaksiyon sokularak gaz halinde amonyak (%82 azot) üretilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde hidrojen gazı neredeyse tamamen doğal gazın dönüştürülmesinden elde edilir. Bir gübre fabrikası, sonunda azotlu gübre olarak formüle edilmek üzere 1 günde 300 ton sıvı amonyak üretmek için yaklaşık 253.000 Sm3(Standart metreküp: 1 m3) doğal gaza ihtiyaç duyar.
En sık kullanılan azotlu ( tek bileşeni olan, sadece azot içeren) üç gübre, bitki ekiminde kullanmak ve daha sonraki gübrelemeler için amonyum nitrat (34-0-0), bitkileri dikmeden önce, ayrıca büyümeleri sırasında yapraktan beslemek için üre (46-0-0) ve N-21 de denilen 21-0-0 amonyum sülfattır. Damla sulamayla uygulanan N-21 çeşidi sebzeler, meyve ağaçları, zeytin ve narenciye, sera bitkileri, patates, şeker pancarı, pamuk, mısır gibi bitkilerin yetiştirilmesindeki ihtiyaçları karşılar. Sebze bahçelerinde azot bileşeni olmadan, domates, bamya, mısır ve diğerleri tam miktarda üretim yapamaz ancak çok fazla eklemek de istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bol miktarda azotlu gübre verilen ve diğerlerini yeterli miktarda almayan bir domates bitkisi, az meyve veren güzel, uzun, yeşil domates bitkileriyle sonuçlanır. Çimlerdeki bu tek besin maddesinin çok fazlası mantar gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Sonuç olarak azot atmosferde bol miktarda bulunur, genellikle toprakta eksiktir ve yeşil, yapraklı büyüme için en önemli besinlerden biridir.
Özet
Bitkiler besin maddelerini öncelikle topraktan alır ve her besin maddesi benzersiz bir amaca hizmet eder. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu, birincil makro besinler arasında yer alan azot (N), fosfor (P) ve potasyum (K) nispeten büyük miktarlarda gereklidir, yaprak gelişimi, kök büyümesi ve çiçeklenme gibi bitki büyümesinde önemli roller oynarlar. Tartışmasız en önemli çözünür makro besin olan azot, bitki gövdelerindeki yeşil kısımların ve yaprak büyümesinin oluşumundan sorumludur. Öte yandan fosfor ve potasyum, bitki tarafından enerji, şeker ve uçucu yağ taşıyıcıları olarak kullanılırken, aynı zamanda bitki hastalıklarını ve sıcaklık dayanıklılığını, ayrıca çiçekli bitkilerde erken olgunluğu, gelişmiş lezzet ve rengi teşvik eder. Bitki besinlerinin eksiklikleri veya fazlalıkları da dahil olmak üzere dengesizlikler, mahsul verimini ve kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Bitkilere neyin ne kadar verileceği biliniyorsa, paradan ve emekten tasarruf edilebilir.
Organik maddeler (kompost, gübre), sentetik gübreler ve doğal olarak oluşan mineraller besin kaynakları arasındadır. Besin kaynağı seçimi bitkilerin özel ihtiyaçlarına ve toprak analizi sonuçlarına bağlıdır. Besinler bitkilere ihtiyaç duydukları kadar (ne daha az ne de daha fazla) verilirse daha sağlıklı ve daha üretken olurlar. Etkili besin yönetimi, verimli tarımın temel bir unsurudur. Düzenli toprak analizi, özel gübreleme uygulamaları ve dikkatli izleme, bitki sorunlarının tanımlanması ve ele alınması için çok önemlidir. Çiftçiler için, bereketli bir hasada giden yolculuk, bu besin ihtiyaçlarını dikkatlice dengelemekten geçer.
Kaynakça:
https://vlsci.com/blog/essential-plant-nutrients/
https://agrilifeextension.tamu.edu/library/gardening/essential-nutrients-for-plants/
https://greenplanetnutrients.com/blog/all/what-is-n-p-k/
https://convoyofhope.org/articles/plant-nutrients/
https://www.ekolojiktarim.com.tr/besin-elementleri-bitkiler-ve-insanlar-icin-gidadir/?lang=tr
https://www.azragrup.com.tr/bitki-besin-elementleri/
https://www.ufuktarim.com/20-20-20-gubre
Yazar: Müşerref ÖZDAŞ
Benzer Yazılar
Yorumlar kapatılmıştır.